Beyaz Geceler, Hâşim'i anlatıyor. Hayatını kasten daraltan adamı...
"Hayalci için; insandan çok bir yaratık desek daha uygun olacak galiba. Oturmak için genelde uzak yerleri tercih ederler. Gün ışığından kaçmak istercesine oralara sığınırlar. Gittiklerinde de kene gibi yapışıp ayrılmak bilmezler. Bu açıdan bakıldığında tıpkı bir kaplumbağayı andırırlar. Işıksız, puslu, tütün kokusu sinmiş ve mutlaka yeşil badanalı evlere olan bağlılığın sebebi nedir? Neden bu tuhaf adam, yıllar geçtikçe azalan ve az sayıda kalan arkadaşlarından biri kendisine uğradığında, onu utanarak, kızararak ve mahcup bir şekilde karşılar dersiniz?"(Beyaz Geceler)
Beşir Ayvazoğlu Tanpınar-Dostoyevski benzerliğini yazmıştı(İki Meteliksiz: Dostoyevski ve Tanpınar, Zaman); özellikle de para konusundaki benzerliklerini. Ne dersiniz; Hâşim(hayalci) üzerine yaptıkları yorumlar da benzemiyor mu-Dostoyevski her ne kadar Hâşim'i tanımasa da-?
-Hayatını kasten daraltan adam,
-Hâşim gözleriyle, galiba biraz da derisiyle yaşardı.(Tanpınar)
Ha deri ha yeşil badanalı evler; ne fark eder? Evinden çıkmayan birisi-bir hayalci için ikisi de aynı şey değil mi? Kimbilir belki de yeşil badanalı evler kaplumbağalardır...
Gözleri de pusludur Hâşim'in. Öyle olsun istiyordu(r); komşunun çirkin kızını güzel hayal edebilen gözler...(Hayali bile gözleriyle Hâşim'in!)
***
Aşırı bir yorum muydu bu?
Bilemiyorum, belki de...
Evet, Hâşim sıradan bir insan değildi; ama sıradan bir hayalciydi galiba.
Evet, Sıradan bir hayalci.
Beşir Ayvazoğlu'nun yazısı için:http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=669620&keyfield=6D6574656C696B73697A
"Hayalci için; insandan çok bir yaratık desek daha uygun olacak galiba. Oturmak için genelde uzak yerleri tercih ederler. Gün ışığından kaçmak istercesine oralara sığınırlar. Gittiklerinde de kene gibi yapışıp ayrılmak bilmezler. Bu açıdan bakıldığında tıpkı bir kaplumbağayı andırırlar. Işıksız, puslu, tütün kokusu sinmiş ve mutlaka yeşil badanalı evlere olan bağlılığın sebebi nedir? Neden bu tuhaf adam, yıllar geçtikçe azalan ve az sayıda kalan arkadaşlarından biri kendisine uğradığında, onu utanarak, kızararak ve mahcup bir şekilde karşılar dersiniz?"(Beyaz Geceler)
Beşir Ayvazoğlu Tanpınar-Dostoyevski benzerliğini yazmıştı(İki Meteliksiz: Dostoyevski ve Tanpınar, Zaman); özellikle de para konusundaki benzerliklerini. Ne dersiniz; Hâşim(hayalci) üzerine yaptıkları yorumlar da benzemiyor mu-Dostoyevski her ne kadar Hâşim'i tanımasa da-?
-Hayatını kasten daraltan adam,
-Hâşim gözleriyle, galiba biraz da derisiyle yaşardı.(Tanpınar)
Ha deri ha yeşil badanalı evler; ne fark eder? Evinden çıkmayan birisi-bir hayalci için ikisi de aynı şey değil mi? Kimbilir belki de yeşil badanalı evler kaplumbağalardır...
Gözleri de pusludur Hâşim'in. Öyle olsun istiyordu(r); komşunun çirkin kızını güzel hayal edebilen gözler...(Hayali bile gözleriyle Hâşim'in!)
***
Aşırı bir yorum muydu bu?
Bilemiyorum, belki de...
Evet, Hâşim sıradan bir insan değildi; ama sıradan bir hayalciydi galiba.
Evet, Sıradan bir hayalci.
Beşir Ayvazoğlu'nun yazısı için:http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=669620&keyfield=6D6574656C696B73697A
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder