ÖSS yıllarından arta kalanlar;
Uyuyamıyorum. Hayal de kuramıyorum, ağır geliyor hayal kurmak, zor. Dolayısıyla şu an yalnızım aynı zamanda bir mesleğim de yok ve okumuyorum da; özetle neysem(?) oyum. Çileden çıkaran bir hâl bu. Tek kurtuluşum var: Peyami; ama o da yok yanımda. Neden hep zor zamanların kurtarıcısı oluyor o; daha doğru bir söyleyişle en zor zamanların ya da neden sadece en zor zamanlarımda hatırlıyorum onu? Vefasızlık mıdır bu? Belki de cevabı sadece en zor zamanlarımda Yalnız(...) olmamdır. İngilizce çalışmam lazım ama yorgunum ve istemiyorum. Tembelim. İtiraf etmem gerekir ki şu an İngilizce en çok dert ettiğim şey; sınav sonucumdan bile çok. O da belirsiz. Çok da iyi değildi gerçi. İnsanı en çok boğan belirsizlik oluyor; geçmişin, geleceğin, şu anın belirsizliği. Hepsi berrak bir havada nefes alamamak kadar acı veriyor insana. Havayı içime çekiyorum ama hissedemiyorum. Ölebileceğimi düşünerek tekrar deniyorum bunu, yok, sadece bir boşluk yalnız ilginç olan bir şey var, ölmüyorum. İnsan nefes almadan nasıl yaşar?
***
Kâğıdı biraz uzaklaştırarak şöyle bir baktım. Acı ama gerçek, yazımda zerre kadar bir simetri yok. Hatta takıntılı birisi için fazla can yakıcı 'y' lerim ve 'z' lerim. Kuyrukları fazlasıyla sakar ve çirkin bir kadının, her an düşecekmiş gibi attığı çarpık adımları andırıyor. Kalemiyle müsemma bir yazı. Ne kadar üzücü bir cümle bu.
***
Geçen günlerde gördüğüm bir rüya, bir kâbus, bana rüyalarımı düşündürttü. Rüyalarımdan biraz garip etkileniyorum galiba. Onları hissediyorum ama hissettiğimi hissetme çabası gibi bir şey oluyor bu daha çok. Yani o bahsettiğim boşluk.
Neden hiçbir şeyim berrak değil benim? Dur ama var galiba bir şey. Hayallerim evet, hayallerim. Çok net ve ayrıntılı hayaller kuruyorum ama onlar da gerçeklerle ( zaman zaman da rüyalarla) karışıyor zamanla. Yaşadığım, okuduğum, duyduğum, gördüğüm şeyler miydi bunlar yoksa hayallerim miydi demek hiç de berrak değil.
Birdenbire berrak kelimesini ne kadar çok kullandığımı fark ettim, bu kelimeyi de yeni fark ettim hatta(bir kelimeyi fark etmek?). İlginç değil mi, önceden bulanık derdim berrak değil yerine. Galiba son zamanlarda pek Hilmi Yavuz okumuyorum. Sanırım yazdıklarını da şimdi anladım, "Şair sadık okurlarıyla birlikte yaşlanıyor."* demişti. Ben bunu tersinden okuyorum şimdi, "sadık okur şairle birlikte yaşlanıyor" ve bu yaşlılığın zaman birimi ne yıl ne ay ne gün ne de saniye, bu yaşlılığın zaman birimi kitap.
*Hilmi Yavuz'un yazısı için: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=823960