Şu aralar elimde Anthony D. Smith var, Millî Kimlik. Milliyetçilik alanında yaptığı çalışmalarla isminden söz ettiren Smith'in bu kitabı genel manada millî kimlik kavramını ele alıyor ve geçmiş çalışmalara referansla kavramı tanımlamaya, daha doğru bir ifadeyle yeniden inşaya girişiyor. Etnisite, kültür, din, dil, ırk... Bütün bu kavramlar millî kimlik bağlamında yeniden ele alınmış ve konuyla daha önceden hiç bir teması olmamış okurların bile genel bir bilgiye ve fikre sahip olmasını sağlayacak bir şekilde basitleştirilmiş. Öte yandan bu basitleştirme çalışmayı konunun uzmanları için değersizleştirecek bir şekilde de yapılmamış, aksine onların daha çok işine yarayacak bir hale getirmiş eseri çünkü Smith hemen hemen her konuya tarihten örnekler kullanarak açıklık getirmeye çalışmış kavramlara. Bu örneklerin çok bilinen tarihi gerçekler olması dediğim gibi kavramların konuya yabancı bir kafada şekil almasını gerçekten kolaylaştırıyor ama öbür taraftan bunlara önceden kafa yormuş insanların da aklında soru işaretleri bırakabilecek örnekler bunlar ve yeni çalışmaları gündeme getirebilecek. Çünkü epistemolojik bir sorun çıkıyor ortaya. Kavramları örnekler üzerinden mi okuyacağız yoksa örnekleri kavramlar üzerinden mi? Yani kitabın yazımında olmasa da, zira yazar örnekleri kavramlar üzerinden okumuş gibi görünüyor, okumasında bu tarz bir sorun söz konusu olabilir gibi gözüküyor. Ek olarak örneklerin kavramlarla eşleşip eşleşmedikleri de tarihçiler için bir çalışma alanı.
Ama bana bu metni yazdıran şimdiye kadar bahsettiklerimden daha çok gündemle ilgili. Son zamanların en çok gündemde kalan konularından birisi de Fransa'nın Ermeni Tasarısı. Kitapta, Ermeni Meselesi sık sık örnek olarak kullanılıyor ve Nazilerin Yahudi Soykırımıyla birlikte anılıyor. Kitap 1991'de yazılmış. Gerçek şu ki kitapta Ermeni Meselesi gayet sıradan ve herhangi bir örnek olarak kullanılmış gibi duruyor ama ilginç olan benim sanki asıl mevzuu buymuş gibi her Ermeni kelimesi geçtiğinde birden pürdikkat kesilmem. Beni ilgilendiren millî kimlik kavramının nasıl ele alındığı ve nasıl ortaya çıkmış olduğu (olması gerekiyor) iken, ben 20 yıl önce yazılmış kitabı gündem üzerinden mi okumaya kalkıyorum acaba? Konuyu ve kitabı bir tarihçi veya siyasetçi olarak ele almak gibi bir kaygım olmadığına göre, hatta derdim millî kimliğin oluşumunun Smith tarafından nasıl ele alındığını anlamakken bu yaptığım zihin karışıklığının göstergesi değil de nedir? Parçalı düşünememek, gündeme takılı kalmak, ve zihin bulanıklığı... Neden kendimiz değil de gündemler belirliyor zihnimizi, bu kadar niteliksiz miyiz? Güncel ama niteliksiz zihinler... Güncelliği ise siyasetin ötesine geçebilmiş değil.
Ama bana bu metni yazdıran şimdiye kadar bahsettiklerimden daha çok gündemle ilgili. Son zamanların en çok gündemde kalan konularından birisi de Fransa'nın Ermeni Tasarısı. Kitapta, Ermeni Meselesi sık sık örnek olarak kullanılıyor ve Nazilerin Yahudi Soykırımıyla birlikte anılıyor. Kitap 1991'de yazılmış. Gerçek şu ki kitapta Ermeni Meselesi gayet sıradan ve herhangi bir örnek olarak kullanılmış gibi duruyor ama ilginç olan benim sanki asıl mevzuu buymuş gibi her Ermeni kelimesi geçtiğinde birden pürdikkat kesilmem. Beni ilgilendiren millî kimlik kavramının nasıl ele alındığı ve nasıl ortaya çıkmış olduğu (olması gerekiyor) iken, ben 20 yıl önce yazılmış kitabı gündem üzerinden mi okumaya kalkıyorum acaba? Konuyu ve kitabı bir tarihçi veya siyasetçi olarak ele almak gibi bir kaygım olmadığına göre, hatta derdim millî kimliğin oluşumunun Smith tarafından nasıl ele alındığını anlamakken bu yaptığım zihin karışıklığının göstergesi değil de nedir? Parçalı düşünememek, gündeme takılı kalmak, ve zihin bulanıklığı... Neden kendimiz değil de gündemler belirliyor zihnimizi, bu kadar niteliksiz miyiz? Güncel ama niteliksiz zihinler... Güncelliği ise siyasetin ötesine geçebilmiş değil.