Bu meseleyi bana anımsatanların kim olduğuna gelirsek de: denk geldiğim renkli konuşmalarını aklım erdi ereli büyük bir hazla dinlediğim müzmin ve olmazsa olmaz siyaset dolgumuz Bahçeli ve cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki çatı adayımız-ben flaş siyasetçi demeyi de seviyorum kendisine- İhsanoğlu.
Bildiğiniz gibi sayın Bahçeli iktidarı eleştirirken "püskevit"ten girdi, "omo"dan çıktı; "çikolata"dan girdi "tursil, persil"den çıktı. O da yetmedi, bir siyasetçi olarak oy istemeye, siyasal fayda ummaya gitmediğini iddia ettiği Diyarbakır'da "anadili Anayasa'ya koyunca karnınız doyacak mı?" diyebildi. Bunlara dayanarak ve Levi-Strauss'a referansla bir okuma yaparsak Bahçeli'ye göre seçmenin birincil ihtiyaçlarından başka bir ihtiyacı yoktu, karnı doysun yeterdi yani seçmen "ilkel"di ve dolayısıyla kendisinin seçmene vaadi de "ilkel" zihinlilerin hakettiğinden fazlası değildi:
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, iktisat doktoru Bahçeli'nin de içinde bulunduğu bir grup tarafından çatı adayı olarak çıkarılan profesör İhsanoğlu'nun da seçim sloganı "Ekmek için Ekmeleddin"di. Gerçi Bahçeli'nin bu konuda "Emsaleddin" Beye direkt bir desteği olmuş muydu bilmiyoruz ama yukarıdaki resme bakınca slogandan memnun kaldığını düşünebiliriz. Ancak bu sefer Bahçeli yalnız değildi ve "ilkel" seçmene hakettiğinden fazlasını vadetmeyen çatının altında ana muhalefet partisi, seçmeni makarnacı-kömürcü gören CHP de vardı ve Kılıçdaroğlu, zikrettiğimiz gibi düşünsel faaliyetleri olmayan "ilkel" seçmene anlayacağı dilden konuştu: "Adam gibi tıpış tıpış sandığa gideceksiniz, oyunuzu kullanacaksınız!"
