-*-*-*-*-*-*-*-*
Neden çocuk odasına kitlenmişti eşyaları bilmiyorum; belki de odası sonradan çocuk eşyalarıyla doldurulmuştu. Sahi, neredeydi odası; hatırlamıyorum. Gözlerinin rengi neydi, sigara içer miydi; hepsi silinmiş belleğimden. Yalnız parmaklarını hatırlıyorum; kısa kısaydılar, hafiften de topluca. Yaşlılıktan dediydi kahverengiye çalan lekelere. Yaşlılık da parça parça dediydi; büsbütün yaşlanmaz insan, genç kalır bir parçası da;bazen gözleri, bazen zihni, bazen de parmakları dediydi parmaklarıma bakarak. Oysa ben onun parmaklarına bakıyordum. Küçücük ellerimle tutmuştum parmaklarını; üşüyormuş gibi titriyorlardı ama sıcacıktılar, yumuşak ve sıcak. Niye titriyorsun, demiştim; ellerin sıcacık. Bakmıştı sadece, cevap vermeden beklemişti biraz. Sonra da kucağına almıştı beni; oyun oynayalım mı? Hemen indim kucağından; oyuncağıma koştum. Hangisini getireceğimi çok iyi biliyordu ama yine de sordu. Ben de her zaman ki cevabımı verdim. Hani payça payça, yavaş yavaş?
Her şey parça parçaydı onun hayatında; öyle söylemişti. Hiçbir şey birdenbire olmazmış; güneş yavaş yavaş doğarmış mesela; o yüzden yapbozum da yavaş yavaş tamamlanacakmış. Çok şaşırmıştım bunu duyunca; işte bitirdik ya, demiştim; bak, tamam oldu. Ama o yine cevap vermemişti ve kucağına almıştı:
Yapboz yavaş yavaş tamamlanacak, parça parça.
***
Ölümünden elli yıl sonra girdim eşyalarının olduğu odaya. Yapboz da oradaydı. Küçük bir el aldı yapbozu yine ve ne olduğunu sordu. Hani parça parça, yavaş yavaş; dedim. Baktı sadece; cevap vermedi. Yapbozun başına oturduk; heyecanlı heyecanlı yerleştirdi parçaları. Sonra alkışladı kendini; boynuma sarıldı. Yapboz yavaş yavaş tamamlanacak, parça parça; dedim kendi kendime. Şaşırdı; işte bitirdik ya, dedi; bak, tamam oldu. Ellerinden tutup kucağıma aldım. İrkildi birdenbire; niye titriyorsun, dedi; ellerin sıcacık. Parmaklarına baktım; küçük küçük... Sonra ellerimdeki lekeleri fark etti; baktı meraklı meraklı. Yaşlılıktan dedim; yaşlılık da parça parça. Oyunu topladık ve kilitledik odayı. Merdivenlerden inerken kucağıma aldım; boynuma sarıldı. Sonra çenemden tutup çevirdi yüzümü kendine. Gülümsüyordu: Oyun payça payça.