Doktor Juvenal Urbino, genç bir bayanın kolunda görmüştü Victor Hugo'yu. Çok yaşlıydı ve yürüyemiyordu, muhtemelen de merdivenlerden inmeye çalışıyordu genç bayanın yardımıyla. Dr. Urbino da -bundan yıllar sonra- bir merdivenden düşüp ölmüştü. 81 yaşındaydı ama inmeye çalışmıyordu, merdiven ayağının altından kayıp gitmişti sadece. Yıllar öncesinden belki de ona seslenmişti Hâşim:
"Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden"
Kanlıca'nın ihtiyarları nasıl ki bir bir hatırlarsa geçen son baharları Hâşim de öyle ağır ağır çıkar merdivenlerden.Oysa otuz beşinde bile yoktur; zaten daha ileri bir yaşta olsaydı merdivenlerden iniyor olurdu:
"İniştir yavaş olan, çıkış değil..."
Hatırlamak adım atmaktır öyleyse; ağır ağır adımlarla bir bir görmek zaten görülmüş yerleri...Belki de gençliği lale seslerinden sormak demeliydim çünkü artık leylaklar solmuştur, onlar ancak ölümü anımsatır bu saatten sonra. Ölüm anımsanır mı gerçekten?
Çelebi, adımlarından bahsederken
"eskileri çocuk
şimdikiler ihtiyar"
diyordu. Çocukluğunu sormuştu demek ki lale seslerinden; hâlbuki o da henüz otuz beş bile yoktu "şimdikiler ihtiyar" dediğinde.
İhtiyar adımlar...Baston...
Bastonları var mıydı acaba? Ceviz ağacından oyulmuş yılanlar, Danyal oğlu Hasip'in sevgilisi gibi gizli saklı hepsi de. Böğründe silinmez bir kara leke bırakırlar ihtiyarların: Ağır aksak adımlar ama bu sefer ölen Danyal oğlu Hasip'tir, sevgilisi değil:
"...kendini bir kadının kolunda taşıtmak zorunda kalacağı o aşağılık yaştan korktuğu kadar ölümden korkmuyordu artık."
Fermina Daza yakmış mıydı Dr. Urbino'nun bastonunu? Peki, Victor Hugo'nun bastonu var mıydı? Belki de...
***
bu da benim Baston'um olsun Beyatlı'dan aldığım ya da Beyatlı'ya aldığım
"Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden"
Kanlıca'nın ihtiyarları nasıl ki bir bir hatırlarsa geçen son baharları Hâşim de öyle ağır ağır çıkar merdivenlerden.Oysa otuz beşinde bile yoktur; zaten daha ileri bir yaşta olsaydı merdivenlerden iniyor olurdu:
"İniştir yavaş olan, çıkış değil..."
Hatırlamak adım atmaktır öyleyse; ağır ağır adımlarla bir bir görmek zaten görülmüş yerleri...Belki de gençliği lale seslerinden sormak demeliydim çünkü artık leylaklar solmuştur, onlar ancak ölümü anımsatır bu saatten sonra. Ölüm anımsanır mı gerçekten?
Çelebi, adımlarından bahsederken
"eskileri çocuk
şimdikiler ihtiyar"
diyordu. Çocukluğunu sormuştu demek ki lale seslerinden; hâlbuki o da henüz otuz beş bile yoktu "şimdikiler ihtiyar" dediğinde.
İhtiyar adımlar...Baston...
Bastonları var mıydı acaba? Ceviz ağacından oyulmuş yılanlar, Danyal oğlu Hasip'in sevgilisi gibi gizli saklı hepsi de. Böğründe silinmez bir kara leke bırakırlar ihtiyarların: Ağır aksak adımlar ama bu sefer ölen Danyal oğlu Hasip'tir, sevgilisi değil:
"...kendini bir kadının kolunda taşıtmak zorunda kalacağı o aşağılık yaştan korktuğu kadar ölümden korkmuyordu artık."
Fermina Daza yakmış mıydı Dr. Urbino'nun bastonunu? Peki, Victor Hugo'nun bastonu var mıydı? Belki de...
***
bu da benim Baston'um olsun Beyatlı'dan aldığım ya da Beyatlı'ya aldığım
baston
beyaz
bir kuştur sonbahar
basamaklar
sararırken
nazlı
kasım sonlarında
anımsanır
zaman zaman
sağılmadan
solan leylak
harab
olmuş bu yollarda
ağır
aksaktır adımlar
ve
yorgundur kimi zaman
ceviz
bir bastondur şehir
cadde
cadde gençliğini
düne
küskün kapılarda
lale
seslerinden soran
uzak
bir sondur bekleyiş
kısalan
bu macerada
hatırlara
o Söz gelir
bir
eylül sonundan
kalan
(2008)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder